gecenin bir yarısı yazıyorum bu satırları sana…

Sen en masum halindeyken, uyuyorken… Ben satırlara döküyorum yüreğimi ve ağlıyorum geri getiremediğim için hayallerimiseni ve daha nicesini…

Ağlıyorum… içime göme göme sessizce… Sen uyanmayasın diye…

Ağlıyorum çünkü sensiz ruhumu sıkıyor bedenim, ağlıyorum çünkü sen yokken yüreğim ölüm kalım savaşında gülemiyorum çünkü sende kaldı mutluluğa dair herbişeyim.
Gülemiyorum ağlıyorum ağlıyorum…

Kara gece kararttıkça karartıyor içimi bir de yokluğun… Yazgıma ağlıyorum sabrımın selamete eremeyişine bir türlü gelemeyişine ve sessiz kalışına olmayışına sarmayışına… Sana ağlıyorum yalnızca yalansız SANA…

Başım ellerimin arasında dilimde tek bir cümle…
“NE YAPTIM BEN… NE YAPTIM…”

Pişmanlığım seni geri getirebilse keşke. Keşkelerim bir fayda verebilse KEŞKE…

yazının devamı >

nasıl gittiysen artık


Gözlerim dalar olduğum yerden çok uzaklara.
Kirpiklerime tutunur anılar.
Asılır gülüşlerim hatıraların dar ağacına.
Vururum, intihar ederim seni kendi içimde.
Dudaklarımın kıvrımında yarım kalır bir sevda.

Ölümün eşiğindeyken yüreğim
Mavi umutlarla yamalı,
Derme çatma gökyüzünün yüzüne
Bir resim asılır.
Resimde sen, sende bir hüzün
Hüzünde ben, bendedir yüzün.
Hala mavidir ve yamalıdır benim gökyüzüm.

Yine yalnızlığı sen geçiyor vakit.
Yastık altı yaptığım sensizliğin değeri çoktan düşmüş.
Kaldırılmış tedavülden c’ismin.
Ten hırsızları tarafından çalınmış tenin.
Bilmem kaç kasık kadar ihanetle yağmalanmış
Ve sönmüş ışıkları yürek vitrinlerinin.
Düşmüş ve yerle yeksan olmuş kuşatılmış şehirlerin.

Solu’ğu’m kesilir gidişin geldikçe aklıma.
Aşk madem bu kadar yalan,
Neden acısı bu kadar gerçek yalan olandan?

Mevsim bende hazan,
Acının kurenderinde kalır
Kışa vurur sevdam.
Evhamlarla çoğalır sensizlik,
Sessizliğim çığlık olur
Sana tutsaklığım taştan.

“O” diye geçer adın veremli muhabbetlerde.
Sanki lanetliymiş gibi adın kullanılmaz kelimelerde.
Nasıl gittiysen artık???
Geleceksin korkusuyla geri alınır akreple yelkovan
İzbeleşmiş, köhneleşmiş, kelimeleşmiş saatlerde…

Gidişin,
Çığlığım olur susarım.

En devrik cümlem olur ayrılık,
Acılar devrilir yüreğime.

Bilemezdin,
Göremezdin,
Senli düşlerimden kedere düşüşlerimi,
Yokluğun, neşter gibi kesip şah damarımı
Mat eder beni.

Sen;
Ne GİT diyecek kadar acımasız oldun,
Nede KAL diyecek kadar merhametli.
Ne git diyecek kadar cesurdun,
Nede kal diyecek kadar “SEVGİLİ”.

Öyle bir gittin ki,
Dün gibi uzak bir ihtimal
Dün kadar uzak bir mesafedir dönüşün.
Nasıl geri dönemeyeceğini artık sen düşün.

 

Mehmet Veysi Orhan

iyimser bir gül açsın dudaklarında

 

 

 

 

Uyandım, seni düşündüm
Birdenbire duvar
Birdenbire gece yarısı

Sonra devriye parolası
Ve rüzgar
Ve birdenbire kalp ağrısı…

Uyandım, seni düşündüm
Ey yar
Ey göğsümün sol yarısı!

yazının devamı >

ah yar! ah yoluna, can diye diye benden geçtiğim

ey hayat sevdiğime söyle