Söyleyemedim
04 Ara 2009
Sen yoksun uzun zaman oldu alışamadım
Alışmak sevmekten beter unutamadım
Sevdanı bir mühür gibi dilime doladım
Sen yokken ben herkese aşkım diyorum
Farkedip bilip affedene kadar
Sıradışı güneş doğana kadar
Seninle çoğalan hücrelerim
İhanet edip unutana kadar
Elimle çizdim kara bi resim
Sence tutarsız zor bi seçim
İçimde duran nefes alan için silemiyorum
04 Ara 2009
kirlenmiş, yozlaşmış, anlamsızlaşmış bir alemdir içinde yaşadığın..
üstelik seni kendine benzetmek için durmaksızın savaşıyordur da..
nefes bile alamazsın boyun eğmezsen..
farkına vardığında artık seni içine hapsetmeye zorlayan bir çember belirmiştir bile önünde..
halbuki insansındır sen; özünde iyilikler, güzellikler barındıran..
çocukluğunu bir düşünsene..
bu kadar kirlenmiş miydi çocuk aklınla kurduğun derme çatma bahçende ellerin..
03 Ara 2009
Birer birer kayıp giderde her bir sevilen, yenisi gelmez, eline geçmez hele ki değeri hiç bilinmeyen, yürekte varsa sevgiden de ötesi, sen ağlasan da boş, ışıkta yaksan nafile, odan karanlık hep loş, hayatın emri hep koş, bayağı bir bekledim boş, yaşantım sanki bir savaş ve hoşta bazen, ama ateş kesildiğinde ve de sular durulduğunda, yoksa hep gülerdi insan, hep kalırdı masum, saygıda bir kusur ettiğinde minnetinde değeri yok, kafalarda hesaplar yapılır ve mesafeler konur, fakat bu kalp unutmaz, unutamaz ki zaten, her kalp yıkılır ancak yenisi bulunamaz bir mesken, her anım birini özler, rüyada yolunu gözlediğim, düşünceler ve benliğimle canlanır tüm hatıralarım, bitince yalnızım, gözümü açtığımda kalmışım yanımda ailem ve birde arkadaşlarım…. yazının devamı >
02 Ara 2009
Kalbim büyüdü artık aşkının karşısında…
Kalbime dar gelen aşk sevincime bol gelen hüzün
nasıl ulaştırır beni vuslatsız yollardan sana?
Kasıp kavuran sevdaydı içimde kopmayan kasırgalar.
Bütün yolları sana çıkartan çıkmaz sokaklardan geldim yokluğunun yangın yeri yüreğime.
Kalbim büyüdü artık…
Aşkın küçük kalıyor kalbimin karşısında.
Hüzün rengi kelimelerle dolduruyorum hayatın boşluklarını.
Hicran koyusu günlerle kovaladım zamanı…
Saatler simsiyah ırmaktan geçiriyor yelkovanını
akrebi beynimi kemiriyor.
Şubat soğukluğundaki soba yani ısınışlarım
ağustos sıcaklığındaki mavi suların serinliği var küflenmeye yüz tutmuş beynimde.
yazının devamı >






bir nefeslik sigaraysa gülüşlerimiz
öyle bitti bu aşk
bir çığlık bir matem bir isyan ve bir ayrılık olurum..
işim çok zor benim her sabah erkenden kalkıp seni seviyorum
aşk ne biliyor musun