aşk olarak etiketli yazılar
06 Şub 2010
Siyah değil bu gece içimin rengi. Bu gece siyaha değil sana çalıyor rengim. Sense eflatun hüzünleri toplamışsın baş ucuna. Yalnızlık çökmüş omuzlarına. Uykuların kaçmış. Başını göğe kaldırıp yıldızları sayıyorsun artık. Yüreğinin aslında ne kadar da küçük olduğunu fark ediyorsun ve çaresiz. Gözlerinden çıkarıyorum haleti ruhuyeni. Bak yine yağmur yağıyor gözlerine sağanak yağmurlarda gözlerin. Ne tuhaf bu gece aşka inanırken buluyorum seni eflatun hüzünlerinle, ama aşk yoktu hani. Hani o gün öyle demiştin, hani senin için sıradan biri olduğum o gün ve sıradan biri olmayı kabul ettiğim o son günümüzde.
Şimdi bakıyorum da eflatun hüzünlerini aşka boyamaya kalkıyorsun, söyle ! Biraz geç kalmadın mı. Neden korktun seni seviyorum derken yanımda olmaktan. Söyle kalbi söyle. İlk defa aşık oldu seni seviyorum derken diye söyle. Şimdi bir daha sever mi kalbin bilemiyorum. Ama bildiğim birşey var ki. Bundan sonra sen!
Hayatı çalınmış; adı, hüzün olmuş, yüreklere sığmayan ateş olmuş, ömürlere bedel olmuş kor gibi bir yürekle yaşayacaksın. Kendinden başka kimsesi kalmayan, her gece bedeni yalnızlıktan parçalanan, sabah hücrelerini bulamadan uyanan kor gibi bir yürekle uyanacaksın. Gecelerin günlere bağlandığı saatlerde o kalbini zincirlere vuracaksın. Ondan başka kimsecikler yokmuş diyeceksin hayatımda ve sevgili o kor gibi yüreğinle “Beni terk etme diyeceksin” Kendi suretine koşarken her sabah o aynada o kor gibi yüreğinle onu hatırlayacaksın. Gün gelip çattığında o aynada binbir parça olmuş o suretini göreceksin. Kelimeler dökülecek dudaklarından sesin duvarlara çarpıp, kendine dönerken bulacaksın. İşte bu yalnızlıkmış diyeceksin. Sesinin karşılığı olmayacak o yaşadığın evde, öyle ya işte bu ölmekmiş diyeceksin. Evinin temelleri sarsılacak acıdan, Topraktan önce acın çürütecek içini. İçindeki boşluğa yalnızlık yerleşirken bulacaksın ve sen artık mutluyum diyemeyecek kadar güçsüz, sevdasını gösteremeyecek kadar görünmez olacaksın. Öyle sessiz, öyle yok olacaksın ki, adından hiçbir şey kalmayacak. Kimsenin izini taşımadan göğsünde ve kimsenin lekesi düşmemişken yüzüne huzurlu bir eflatun sabahında öleceksin, birgün.
Öyle ya sen bundan sonra, koynunda sakladığın dünyaya aşklarını değil ayrılıklarını sayıklayacaksın. Hep bir hep bir.. Bu karanlıklar korkutmaya başkarken seni, sevdan hançerleyecek gözlerini. Uyumadan uyanacaksın yeni güne, uykularında kapayacak kapılarını sana. Koynuna sadece yalnızlık girmeyecek uykularından edecek koynunda beydahladığın sızı. Sen kadınım, severken ayrılık öyle kolay değillmiş diyorsun adının bahar olduğunu unuttuğun bir sonbahar sabahınta.
Bitmiyor geceler, yana yana da olsa katlanıyorsun geçen onsuz günlere ama yine de artık o kapı önünde, o pencere kenarında, bütün evler gözlerini kapattığında, içindeki o ses canını yakıyor. Terk etmenin daha zor olduğunu söyleyen sen ,terkedilmenin acısıyla ölüyorsun.
Artık yapacak hiç birşeyin olmadığı bir yerdesin ve korkuyorsun sen, o kara gecelerim bile acıyor artık sana. Neye uyanacağını bilmiyorsun yine de doğan güneşe inat yeniden doğuyor umutların ve adı aşk-mış düş-müş oluyor.
Öyle ya bir varmış bir yokmuş… Bak dediğin gibi, senin masalın buymuş. Elindeymiş sonu ve mutlu bitir diyemeyecek kadar gururluymuş.
Seversin dedim sana; beni değil belki ama seversin dedim sana. Değer miydi söyle şimdi beni sevmemeye. Şimdi yüreğinde bin yıllık bir günahla ona aşık olmaya değer miydi?








bir nefeslik sigaraysa gülüşlerimiz
öyle bitti bu aşk
bir çığlık bir matem bir isyan ve bir ayrılık olurum..
işim çok zor benim her sabah erkenden kalkıp seni seviyorum
aşk ne biliyor musun